Kuş Uçar Kervan Geçer - F.Hande Topbaş

F.Hande Topbaş'ın Kuş Uçar Kervan Geçer Gezi Kitabı

BÜNYAMİN ŞAHİN

BÜNYAMİN ŞAHİN 5 ay önce yazdı

Kuş Uçar Kervan Geçer  - F.Hande Topbaş
Yeni bir şehirde en büyük korkum bir şeyleri keşfedememektir. Eve döndüğümde tatmadığım bir yemeğe, görmediğim bir tapınağa, koklayamadığım bir çiçeğe hayıflanır dururum. Hiçbir zaman haftalara yayılmış bir geziye çıkamadım. İki günü bir güne sığdırmaya çalışırken aç kaldığım oldu. Araya sıkışmış minik zamanları da kadınsal iç güdümle alışverişe adadım. Yorgunluktan ve açlıktan çift görmeye başladığım bir akşamüstü, boş kalan 15 dakikayı harcamak için ipek sarilerin satıldığı dükkana girdim.

"Kuş uçar kervan geçer" gezi kitabının yazarı F.Hande Topbaş, yukarıdaki satırları, Hindistan'da açlıktan neredeyse çevresini görememeye başladığı bir anda, alışveriş yaptığı dükkanda, sahibinin tanrısına sunduğu muzları müşterilerine ikram diye aldanıp almaya yeltendiği bir girişim anekdotu üzerinden kendini tarif ederken sarf etmiş.

F.Hande Topbaş, gezdiği şehirleri, mekanları, tarihe yön veren olayların geçtiği yerlerdeki ambiyansı okuyucularına bir masalı veya az önce uyandığı rüyasını anlatır gibi aktarmayı seviyor. Örneğin; "Dolma kalemimi cesaretle doldurup büyücüleri dansa kaldırdım. Dünya gerçeklerle yüzleşmeye hazır değildi. Güzel kadınlar saçlarını kesmedi. Sırtlarını açmadı."  Masalsı anlatım tarzını, şehrin kültürel detayları çoksa yoğun kullanıyor. Roma'da veya Edinburgh'ta neredeyse her köşe başından bir kahramanlık veya peri masalını sayfalarına taşıyor.

Yazar muhtemelen oldukça usta bir masal anlatıcısı ve bu güzel meziyetini de kalemine yansıtmış. Kendisi için yazdığı "Sarı saçlı bebeklerden nefret eder, karanlık yatak altlarında oynamayı severdim. Bir kutu gofretle istediğiniz bebeğimi değiştirirdim. Masallarım hariç her şeyim takasa açıktı." cümlesi de kendisini açıklıyor zaten. Şöyle ki; Bremen Mızıkacıları masalını anlatmaya kendine özgü "... cadıların yakılıp küllerinin ayna kaplı kutulara hapsedildiği zamanlarda, çocuk gözyaşları büyü bozmak için şişelerde biriktirilirdi." cümlesiyle başlıyor. Bazen de kırmızı başlıklı kızın mantosunun mavi olduğunu söyleyip bildik masalları da değiştiriyor.

Bu farklı bir tarz olsa da aktardığı çok sıra dışı bilgiler veya satır arasına sıkıştırılan benzersiz tecrübeler sayesinde okuyucunun, şehrin veya aktivitenin ruhuna olan potansiyel ilgisini diri tutmada başarılı oluyor. Bazen bir tarihi kahramanı anlatmak istediğinde hemen adını söylemiyor, o yüzyıla gidip onun yaşadığı sokaklarda, meclislerde, o olayı yaşamış gibi anlatıp ipucu veriyor. Meraklandırıyor.

"Pretty Woman" filminin opera sahnesinde Richard Gere'nin operayı sevmek üzerine bir cümlesi vardır; "Operayı ilk seyredenler ya çok sever yada nefret eder." Bu tarz öyle bir şey olsa gerek. F.Hande Topbaş'ın masalsı anlatımını sevebilir ve her satırı çok lezzetli gelebilir veya "Bu ne biçim gezi kitabıymış" deyip iki şehir bile okumadan bir kenara bırakabilirsiniz.

F.Hande Topbaş'ın kitabından öğrendiğimiz oldukça güzel gezi alışkanlıkları var. Şehirde turistlerin ilgi göstermediği dar arka sokaklarda insanların renklerini anlatmayı veya kentin meydanında bir mekana oturup kahvesini yudumlarken çevresinde gözlemlediği o yerin eşsiz kültürünü aktarmayı ihmal etmiyor. Veya nasıl bir gezgin ruhu taşıdığını betimleyen, Hicaz demiryolundaki tarihi tren seyahatini, babaannesinin 1904'te hacca giderken oturduğu aynı tahta koltukta tecrübe ettiğini anlatan satırlar ise çok imrendirici.

Mesela en bilinenlerinden, dünyanın herhangi bir yerinde idam cezası kalktığında Kolezyum'un ışıklarının altın rengine döndüğünü, Marsilyalı denizcilerin sağ salim dönmeleri için sefere çıkmadan önce tek tek kutsal Meryem'i selamladıklarını, Tunus prensinin dini yerine tacını tercih ettiğini öğrendiğimizde, geziye çıkmadan önce uçsuz bucaksız okumalar yaptığını anlıyoruz.

F.Hande Topbaş, hemen her gezisinde deneyimlediği gerçek turist aktivitelerini de aktarıyor. Bazen kuzey buz denizinde özel kıyafetler içinde yüzüyor bazen kitaplarda yazmayan Palermo Katedrali sütunlarındaki Arapça ayeti okuyor veya gittiği ülke elindeki 100'lük banknotu kabul etmeyince sınırda mahsur kalma tehlikesini tecrübe ediyor.

Ve arka kapaktaki "Bu kitap sadece bir gezi kitabı değil. Çünkü ben hayallerimden hiç ayrılmadım." cümlesi hem kitabının hem de yazarın ruhunu açıkça ele veriyor.


Tarih 2020-07-16 13:52:41

Kuş Uçar Kervan GeçerF.Hande Topbaşgezi kitabı
Yorumlar
Yorum Yok