Mysia Doğa Yürüyüş Rotaları

Bursa, Nilüfer İlçesi, Mysia Yürüyüş Rotaları

BÜNYAMİN ŞAHİN

BÜNYAMİN ŞAHİN 5 ay önce yazdı

Mysia Doğa Yürüyüş Rotaları

Bursa, Nilüfer, Mysia Yürüyüş Parkurları

Mysia Yolları projesi Nilüfer’in güney kırsalındaki Misi (Gümüştepe), Ulubat Gölü kuzey batı ucundaki Uluabat ve Mudanya’nın batısındaki Kapanca Antik Limanı arasında kalan 73 köy ve mahalleyi birleştiren, toplamda 857 km. uzunluğundaki rotalardan oluşmaktadır. 27 doğa yürüyüşü, 18 dağ bisikleti ve 5 at biniciliği parkurundan oluşturulan Mysia Yolları Rotaları, Nilüfer, Mustafakemalpaşa, Karacabey, Mudanya ve Orhaneli ilçelerine uzanarak konuklarını büyüleyici bir doğa, tarih ve kültür yolculuğuna çıkarır.

Mysia Yolları, Antik Çağ Anadolu sakinlerinden olan Mysialılardan ismini alan tarihî Misi köyünden yola çıkıp, geçmişi MÖ 7. yüzyıla uzanan antik Apollonia kentinin günümüzdeki devamı olan Gölyazı Mahallesi’ne ve Ortaçağ’a tarihlenen en müstahkem kalelerden Uluabat’a ve bir Mysia kenti olan Miletopolis’e uzanır. Osmanlıların Bursa civarındaki ilk yönetim merkezi olan Kite (Ürünlü) ile antik liman kalıntılarını barındıran Kapanca Limanı gibi daha pek çok önemli kültür mirası Mysia coğrafyasında kendisine yer bulur.

Misi’den Batı Uludağ yamaçlarına kadar, Uluabat Gölü çevresinde ve Tahtalı’dan Kapanca’ya uzanan Mysia Yolları parkurlarında, Mustafakemalpaşa, Karacabey ve Mudanya belediyeleri iş birliği ile 857 kilometrelik parkur boyunca, uluslararası standartlarda yönlendirici işaretler, yön levhaları, QR kod ile dijital haritalar gibi teknolojik imkânları sunarak, tüm doğa tutkunlarının bu rotaları güvenli bir şekilde kullanmalarını sağlar.

Çoğunlukla tarihî yollar üzerinde tasarlanmış Mysia Yolları parkurları, doğa yürüyüşü, dağ bisikleti, atlı doğa yürüyüşü, panoramik manzara seyri, kuş gözlemi, doğa fotoğrafçılığı, sportif olta balıkçılığı, çadırlı kamp, yamaç paraşütü ve mağaracılık gibi çeşitli aktiviteler için imkan sunar.

 

MYSİALILAR

Mysia, Anadolu’nun kuzeybatısında yer alan ve kuzeyde Propontis (Marmara Denizi), batıda Ege Denizi ve Troas, doğuda Bitynia, güneydoğuda Frygia, güneyde Lydia ve güneybatıda Aiolis ile çevrilmiş bir Antik Çağ bölgesidir.
Mysia coğrafyasının batı sınırını Gönen Çayı (Aesipos), doğu sınırını ise Orhaneli Çayı (Rhyndakos) ve Nilüfer Çayı (Odrysses) çizer. Bölgenin başlıca yükseltileri batıda Kazdağları (İda), doğuda Uludağ (Olympos) ve güneydoğuda Simav Dağı (Temnos)’dır.
Balkanlardan kalkarak Anadolu’nun batısında bir kavşağa yerleşen Frygialılar ve Bitynia’lılar gibi Mysialıların da Trakya kökenli bir kavim oldukları görüşü hâkimdir. Strabon, gezgin Skylaks ve Khalkisli Dionysios’u kaynak göstererek Mysialıları Trakyalı olarak kabul eder. Herodot’a göre Mysialılar MÖ 1200 yıllarında Yunanistan’a akın düzenleyen Dorlarla aynı tarihlerde önce boğazlara ve Propontis’in (Marmara) Trakya kıyılarına gelmişlerdi. Antik Çağ yazarlarından Plinius Bitynialılar, Frygialılar ve Mysialıların adlarını Avrupa’dan Moesi, Brygi ve Thyni adıyla göç eden göçmen topluluklarından aldıklarından bahseder.
Mysialıları Anadolu’nun yerli halkı sayılan Luviler ile bağdaştıranlar da vardır. Bir başka görüşe göre, Mysialılar MÖ II. binyıl Hitit metinlerinde adı geçen “Masa Ülkesi” insanlarıydı. Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, Güneydoğu Avrupa’daki Mösia ile Marmara’nın güneyindeki Mysia yer adlarının bir kavim adı olan Muşkilerle ilgili olduğunu ileri sürer.
Çıplak elle ve mızrakla savaşan aslan yürekli Mysialılar savaşçı bir halk olarak büyük üne sahiplerdi. Başka ordularda paralı asker olarak savaşırlardı. Homeros, at besleyen Trakyalılar, sütle beslenen şanlı Hippemolgolar ve insanların en doğruları Abiilerle birlikte, göğüs göğüse dövüşen Mysialıları da Troia’lıların müttefikleri arasında zikreder. Troia’da Priamos’un yanında savaşanlar arasında Kral Telephos’un oğlu Eurypylos, Gyrtias’ın oğlu Hyrtios, Hipotionos’un oğlu Morys, Ennomos ve Khromis önderliğinde Mysialılar vardır.
MÖ 5. yüzyılda yaşamış Skylaks’ın “Periplous” adlı coğrafi eserinde ise Mysia bölgesi bugünkü Yalova ve Bursa arasında kalan Armutlu yarımadasındadır. Gezgin Skylaks bölgeyi şöyle tanıtır: “Thrakia’dan sonra, Mysia halkı gelir. Olbia (İzmit) Körfezi’nin soluna doğru yelken açınca Kios (Gemlik) Körfezi’ne ve Kios’a kadar ulaşılır. Mysia bir sahil şerididir. İçinde yer alan Hellen kentleri şu şekildedir: Olbia ve limanı, Kallipolis ve limanı, Kios Körfezi’nin burnu ve solunda Kios kenti ile Kios ırmağı. Mysia’dan Kios’a doğru sahil boyunca deniz seyahati bir gün sürer.” Herodot ve Xenophon’da Olympos dağının kuzeyindeki Kios’u (Gemlik), Skylaks ise Askania (İznik) ve çevresini Mysia’da gösterirler.
Lidyalı Xanthos ve Eleialı Menekrates Mysia halkının onda birinin dinsel bir adağa uyularak Olympos dağı eteklerine sürüldüğünü ve burada yaşayanların torunlarına yörede Gürgen ağacının bolluğundan dolayı Mysialılar denildiğini öne sürerler. Yunanlılar tarafından Oksya denilen Gürgen ağacının ismi Lydialılar’da Mysos’dur. Uludağ’ın “Mysia Olympos’u” olarak adlandırılması, bölgede Mysialıların varlığının belirgin bir kanıtıdır. Herodot, Olympos dağına komşu oldukları için, Mysialılar’a “Olymposlular” denildiğini de aktarır.
Strabon; Mysialılar ilk zamanlarda kuzeyde Olympos dağının güney ve güneybatı eteklerine yerleşmişken daha sonra Trakya’dan gelen Friglerin Troia ve çevresini ele geçirmeleri, Propontis’in güney kıyılarına yayılmaları üzerine Kaikos ırmağının (Bakırçay) suladığı ovaya değin çekilmek zorunda kaldıklarını yazar. Ancak Lydia kralı Kroisos (MÖ 560-546) zamanında bile Olympos dağı dolaylarında varlıklarının devam ettiği de anlaşılmaktadır.
Yine Strabon “Bitynialılarla Frygialılar ve Mysialıların sınırını belirtmek zordur ve her kabilenin diğerinden ayrı olduğu gerçeği kabul edilmiştir” der ve sınır belirsizliği konusunu şu atasözü ile dile getirir, “Mysialılar ve Frygialıların sınırları ayrıdır; fakat aralarındaki sınırları belirlemek zordur”.
Hiçbir zaman bağımsız bir devlet kuramayan bu halk; sırasıyla Frygia, Lydia, Pers, İskender İmparatorluğu, kendi coğrafyalarındaki Pergamon Krallığı ve Roma egemenliğinde yaşamalarına rağmen geniş bir bölgeye adlarını verecek kadar etkili olmuşlardı. Mysialıların konuştukları dil hakkında kesin bir bilgi ve belge yoktur ancak Strabon Frygia ve Lydia dillerinin karışımı olduğu aktarır. Mysialıların bir kısmı küçük kentler kurmalarına rağmen halkın büyük bölümü hayvancılığa elverişli yüksek yaylalardaki tahkimli köylerde bağımsız kabileler halinde yaşıyorlardı. Halkın dini yaşantısında rahiplik görevi yaşam boyunca kentin en seçkinleri tarafından yapılırdı. Mysialılar inançları gereği canlı varlıkları yemekten kaçınırlar ve daha çok bal, süt, peynir gibi doğal ürünlerle beslenirlerdi.
Uzun zaman göçebe bir yaşam tarzını sürdüren Mysia halkı hayvancılığa bağımlıydı. Strabon (Geographika) ve Plinius’ta (Naturalis Historia) yer alan bazı bilgiler, bölgenin ekonomik kaynaklarının hayvancılıkla sınırlı olmadığını gösterir. Bölgenin en başta gelen doğal zenginliği ise kereste ve madene dayanıyordu. İç kısımlarda dar vadilerin kestiği dağlık arazi orman ve maden ürünleri bakımından çok zengindi. Olympos dağı (Uludağ) ve İda (Kaz) dağı çevresi sık ormanlarla kaplıydı. Bölge ikliminin elverişli olması nedeniyle Propontis kıyılarındaki düzlükler tahıl, meyve, özellikle zeytin ve üzüm üretimi açısından oldukça zengindi. Propontis kıyılarında Kyzikos’dan (Tatlısu/Kapıdağ Yarımadası), güneyde Pergamon (Bergama), Sardeis (Sart-Salihli), Smyrna (İzmir) ve Ephesos (Efes) gibi büyük merkezlere ulaşan ve bölgeyi doğuya giden yollarla buluşturan yol ağları Mysia’da ekonomik hayatın can damarıydı.
Savaşçı özelliklerinden dolayı Roma Barışı’nın hüküm sürdüğü yıllarda Frygialılar ile birlikte Anadolu’da bir tehdit olarak algılanıyorlardı. Kardeşi II. Artakserkses’i devirerek Pers tahtını ele geçirmeye çalışan Genç Kyros’un Ege kıyılarından topladığı paralı askerler arasında Mysialılar da vardı. Hellenistik dönemde Büyük İskender’in ordusunda da yer alan Mysialılar özellikle Diadokhlar dönemindeki savaşlarda aranan askerlerdi. Belki de bu özelliklerinden dolayı Romalı General Cicero Mysialıları “sanat ve edebiyattan yoksun barbarlar” olarak tanımlıyordu.
Mysialılar başlarına yörelerine özgü miğfer takarlar, tunçtan küçük kalkanlar taşırlar ve mızraklarının uçlarını ateşte sertleştirirlerdi. Orta Asya Türkleri gibi boylar halinde göçebe bir yaşam biçimi sürdüren savaşçı Mysialılar Bursa’nın önemli folklorik değerlerinden biri olan kılıç kalkan oyununun belki de atası sayılabilecek tarzda bir savaş oyunu oynarlardı. Xenophon, Anabasis adlı eserinde; bir zafer sonrası düzenlenen eğlence gecesinde Mysialı askerlerin yaptıkları savaş danslarını şu sözlerle anlatır; “Sonra iki kolunda da hafif birer kalkan taşıyan bir Mysialı ortaya çıktı. Kalkanlarını hareket ettirerek bazen iki düşmana bazen tek düşmana karşı savaşır taklidi yaparak dans ediyor, bazen de kendi çevresinde dönüp kalkanlarını bırakmadan perende atıyordu; güzel bir görünümdü bu. Sonunda kalkanlarını birbirine vurarak Pers dansı oynadı; çömeliyor, doğruluyor ve tüm bu hareketler lütün sesine uyularak yapılıyordu.”
Dağlarda göçebe bir yaşam tarzı sürdürmeleri tam olarak hâkimiyet altına alınmalarını önlüyordu. Yerleştikleri bölgenin sırasıyla Frygialılar, Lydialılar, Persler, Pergamon Krallığı ve Roma egemenliğine girmesine rağmen Mysialılar Mithridates Savaşları’na (MÖ 89-63) kadar hiçbir zaman kontrol altına alınamamışlardı. Roma İmparatorları’nın kentlerde yaşayan halkın daha kolay kontrol altına alınabilmesi amacıyla Anadolu’nun tamamında başlattıkları kentlileştirme faaliyetleri Mysialılar için sonun başlangıcı olur. Kentlileştirme politikasının zirveye ulaştığı MS II. yüzyılda Yunan ve Roma nüfusu içinde benliklerini kaybeden Mysialılar adlarını verdikleri Mysia coğrafyasında âdeta erirler.
Romalıların coğrafi ve etnik kimliklere bakmaksızın yaptığı düzenlemeler Strabon tarafından eleştirilir; “Çeşitli değişiklikler bugünkü farklı duruma neden olmuştur, çünkü çeşitli zamanlarda çeşitli yöneticiler buralara sahip olmuşlar ve bazı kabileleri birleştirmişler, bazılarını dağıtmışlardır. Çünkü Troia’nın alınmasından sonra hem Frygialılar hem de Mysialılar ve daha sonra Lydialılar ve onlarla birlikte Aiolisliler ondan sonra Persler, Makedonyalılar ve son olarak da Romalılar buralarda egemen olmuşlardır. Çeşitli yöntemlerle ülke değişik parçalara bölündüğünde halk lehçe ve isimlerini kaybetmiştir.”
Apollonia ad Rhyndacum (Gölyazı), Lopadion (Uluabat), Hadrianoi (Orhaneli), Daskyleion ad Mare (Eşkel) ve Miletopolis (Mustafakemalpaşa/Melde Bayırı) Bursa sınırlarında bilinen Mysia yerleşimleridir. Bir söylentiye göre Nilüfer ilçesinin Misi (Gümüştepe) ve Mudanya ilçesinin Misebolu (Aydınpınar) mahalleleri birer Mysia yerleşimidir.
Bugün Mysialıların adını gururla taşıyan tek yerleşim ise antik kaynaklarda geçmese ve adı değişmiş olsa da Nilüfer Çayı (Odrysses) kenarındaki Misi (Gümüştepe) Mahallesi’dir.

 

Mysia Yürüyüş Parkurları

Mysia Yolları Doğa Yürüyüşü Parkurları 21 etaba bölünüp toplamda 301 kilometredir. Mysia Yolları doğa yürüyüşü parkurları, Nilüfer ilçesi, Uluabat Gölü etrafı ve Tahtalı- Kapanca güzergâhı üzerinde bulunan köyleri birbirine bağlar.

  P1 Misi-Dağyenice Göleti Parkuru   |     10Km.   |     %24,9   |     580mt.   |     170mt.

Misi’den Dağyenice Göleti’ne uzanan 10 kilometre uzunluğundaki parkur köyüstü mevkiinden başlar. Cami önünden itibaren Misi Caddesi ve sonrasında İpekyolu Sokak’tan ulaşabileceğiniz köyüstü mevkii Misi ve ovayı panoramik seyredebileceğiniz bir yüksekliktedir. Trans Mysia 1 parkuru ve P1 parkuru da aynı noktadan başlar. Yön levhalarının yanından ilerleyen toprak yol, önce bahçeler arasından geçer. Orman çizgisinin başladığı noktada Trans Mysia parkuru sola dönerken P1 parkuru çam ormanı içinden yükselir ve 500 mt sonra Dedebayırı mevkiine ilerler. Orman çıkışında yolunuzu kesen çiftlik etrafındaki tel örgünün solundan devam eden ince patikayı dolaştıktan sonra, güneye doğru yürümeye devam edin. Tarlalar arasından geçen parkur, manzaraya hâkim Karabayır’a doğru yükselip ardından Dağyenice’ye bağlanır.

Parkurun 2. etabına girmek için cami arkasındaki 5. sokağa yürüyün. Dağyenice’den çıktıktan sonra alt yola paralel 600 mt ilerleyip sola dönün ve asfaltı takip edin. Yol, yükseldikten sonra yön levhalarının yanında Misi’den gelen Trans Mysia 1 parkuru ile birleşir ve bir süre birlikte ilerler. Az ileride göreceğiniz yön levhaları, iki parkurun ayrım yeridir. Gölet yolu bu noktada sağa dönüp Kocaceviztepe’yi solda bırakır ve sırt hattından geçip Karadüztepe’ye doğru yükselir. Türkmenharmanı Tepe yakınında çam ormanı içine giren yol Dağyenice Göleti’nin doğusunda, piknik alanının karşı yakasından yola iner.

  P2 Dağyenice-Demirci Parkuru   |     9Km.   |     %20,6   |     140mt.   |     560mt.

Dağyenice Mahallesi’nde tarihî çınar ağacının gölgelediği cami yanından gölete uzanan yol, alttaki bozuk yola nazaran daha düzgün. 2 kilometrelik alternatif yol, evler ve bahçeler arasından geçip Misi’den gelen yolla birleşiyor. Parkurun 700 metrelik bölümünü de asfalt yoldan yürümeniz gerekiyor. Gölet altındaki yön levhalarının sağından Dağyenice Göleti Piknik Alanı yoluna girin. 50 metre sonra sağda göreceğiniz yön levhası Fırla Tepe-Demirci patikasının başlangıcı.

Bu noktadan itibaren Çakmacık Tepe istikametinde yükselmeye başlayan toprak yol tarlalar arasında ilerliyor. Dağyenice Göleti, Gördükalanı ve Trans Mysia 2 parkurunun geçtiği tepeleri seyredebileceğiniz bölgeye Haziran-Ağustos aylarında geldiyseniz, ayçiçeği tarlaları arasında yürüyeceksiniz. 1,7 kilometre sonra tepe üstündeki yön levhasından sağa dönen patika Bursa’nın fethine katıldığı rivayet edilen Fırla Dede’nin manzaraya hâkim bir noktada bulunan türbesine gidiyor. Fırla Tepe, türbe yanında dikili 46 metre yüksekliğindeki bayrak direği ve üzerindeki Türk Bayrağı ile uzaktan da fark edilebiliyor. Demirci parkuru ise Fırla Dede türbesine dönen patika başındaki yön levhalarının yanından kuzeye doğru ilerliyor. Kayşak Sırtı batısından Müezzintaşı mevkiine doğru alçalmaya başlayan orman içi toprak yol, 4 kilometre sonra Demirci Mezarlığı yanındaki köprü başına çıkıyor.

  P3 Doğancı Sırtı-Doğancı Barajı Parkuru   |     4,3Km.   |     %40,3   |     200mt.   |     40mt.

4,3 kilometre uzunluğundaki P3 parkuru, Dağyenice Göleti’nin 2,7 kilometre güneydoğusunda bulunan ve Bursa’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Doğancı Baraj Göleti kıyısına iner.

Doğancı Mahallesi’nden Atlas Mahallesi’ne bağlanan eski yolun üzerindeki parkur girişi Trans Mysia 1 etabının çıkış noktasına yakın. Trans Mysia 1 yolundan geldiyseniz parkurun bitiş noktasındaki çeşmenin karşısında göreceğiniz patikaya gireceksiniz. Bu noktaya Dağyenice Göleti’ne çıkan parkurlardan da ulaşabilirsiniz. Bunun için, gölet girişindeki yön levhalarının yanından sola giden asfaltı kullanın. Hafif yükseldikten sonra göletin doğusundaki Doğancı Piknik Alanı’ndan geçen bozuk yol, 1,5 kilometre sonra Doğancı-Atlas arasındaki şoseye bağlanıyor. Yön levhalarının bulunduğu noktada tepeye doğru yükselen toprak yol, Tekçam Sırtı’na çıkar.

P3 parkuruna girmek için sola dönüp 500 metre yürüyün. Doğancı Barajı’na inen orman içi yol çam ağaçlarıyla çevrili ve 2 kilometrelik bölümü araç geçecek kadar geniş ve düzgün. Parkur 1,5 kilometre orman içinden ilerledikten sonra Kırtaşlık Tepe altında Nilüfer Vadisi’ne paralel olarak alçalmaya başlıyor. Doğancı Baraj Gölü’ne hâkim sırttan ilerleyip bir süre sonra patikaya dönüşen yol mükemmel bir panorama sunuyor. Beygirbeleni Sırtı’nda yer yer dikenli bodur bitkilerin çevrelediği patika 850 metrelik yorucu bir inişten sonra Orhaneli asfaltına iniyor.

  P4 Dağyenice Göleti-Atlas Parkuru   |     6,5Km.   |     %23,3   |     160mt.   |     170mt.

Dağyenice, Atlas ve Doğancı mahalleleri arasında kalan 500 metre rakımdaki Gördükalanı’nda tarımsal sulama amacıyla yapılan Dağyenice Göleti, bahar ve yaz aylarında piknikçiler dışında çadır kuran kampçılar ve olta balıkçılarının da uğrak yeri. Piknik alanı içinden ve gölet çevresinden geçen Mysia Yolları yürüyüş parkurları ile bisiklet rotaları bölgeye olan ilgiyi arttırıyor.

Parkur girişi piknik alanı içinden batıya giden yolun sonunda. Yön levhasının yanından ilerleyen belirgin toprak yol hafif eğimle 2 kilometre boyunca yükseliyor. Çalı ve Kayapa’ya uzanan B1 ve B3 bisiklet rotaları da bu parkur üzerinden geçiyor. Çiftlik Tepe kuzeyinde kalan toprak yolun bazı bölümleri yağmurlar nedeniyle çamur oluyor ancak bu geçişe engel değil. Parkur, tepe üstünü aştıktan sonra Atlas Mahallesi’nin güneyine doğru kıvrılarak alçalıyor. Koca çınarı geçtikten 500 metre sonra göreceğiniz Atlas tabelasından sola dönün. Toprak yol, bahçeler arasından geçerek 1 kilometre sonra Atlas camisi önündeki meydana çıkıyor. Bu noktada sağa dönüp 500 metre sonra İnegazi’ye bağlanan parkura girebilirsiniz. Yürüyüşünüzü bir tam tur ile sonlandırmak istiyorsanız, Dağyenice Göleti’nin güneyinden gelen 5 kilometrelik B2 bisiklet rotasını tersten geçerek göletin güneyine, piknik alanının karşı sahiline yürüyebilirsiniz.

  P5 Fırla Yolu-Çalı Parkuru   |     7Km.   |     %31,7   |     570mt.   |     140mt.

Dağyenice Göleti ile Çalı arasındaki 7 kilometrelik parkur her yaştan doğaseverin rahatça yürüyebileceği kolaylıkta. Dağyenice Göleti’nden Çalı Göleti’ne ise 3,5 kilometrelik bir yürüyüş ile ulaşılabiliyor.

Piknik alanına giden yola girdikten 50 metre sonra sağdaki açıklık alanda göreceğiniz Fırla Tepe-Demirci yön levhaları parkurun başlangıç noktası. Bu nokta aynı zamanda Fırla Tepe’yi aşıp Demirci Mahallesi’ne inen parkurun da başlangıcı. Tavşankaya Tepe’ye doğru yükselen patika 1 kilometre sonra ikiye ayrılıyor. Fırla Tepe-Demirci parkuru sağa, Çalı parkuru ise sola dönüyor. Çalı Göleti’ne inmek için sola dönen patikayı kullanın. Parkur, Çakmacık Tepe altında tarlalar ve meşelikler arasından geçerek yaklaşık 500 metre sonra sola dönüyor. Nilüfer ilçesi yerleşimleri ve ovayı seyredebileceğiniz parkurda, Haziran-Ağustos aylarında ayçiçeği tarlaları arasından yürüyeceksiniz. Meşelikler arasından geçen patika, Çalı Göleti yanına iniyor. Atlas Mahallesi Piknik Alanı altından başlayıp Çalı Mahallesi’ne bağlanan eski yol göletin yanından geçiyor. Bu yol aynı zamanda Misi ve Dağyenice Göleti arasındaki B1 bisiklet rotası. Sakinliği ve gözden uzak olması nedeniyle olta balıkçılarının tercih ettiği Çalı Göleti, Çalı Mahallesi’ne 3,5 kilometre uzaklıkta. Kuzeye doğru inen toprak araç yolu vadi içinden geçiyor ve Atlas Mahallesi’ne çıkan asfalta bağlanıyor. Yola çıktıktan 100 metre sonra sola, Yıldırım Caddesi’ne dönün. Yaklaşık 500 metrelik sonra Çalı Mahallesi’nde kahvelerin bulunduğu meydanda yürüyüşünüzü tamamlayacaksınız.

  P6 Atlas-İnegazi Parkuru   |     2Km.   |     %10,6   |     170mt.   |     20mt.

Atlas Mahallesi ile İnegazi Mahallesi arasındaki 2 kilometrelik kısa bağlantı parkuru doğa yürüyüşü dışında bisiklet parkuru olarak da işaretlidir. Mysia Yolları parkurlarının geçiş noktası olan Atlas Mahallesi, Dağyenice Göleti ve Çalı’dan gelen bisikletçilerin de buluşma noktası. Bisikletçiler İnegazi’ye Bursa Caddesi’nden bağlanan 3 kilometrelik yola alternatif olarak bu kestirme yolu da kullanıyorlar.

Atlas Mahallesi’nin batı çıkışında, Kadriye Mahallesi’ne bağlanan asfalt yolun başından sağa ayrılan toprak yol parkurun girişi. Önceki yıllarda yöre insanının İnegazi’ye inmek için kullandıkları kestirme yol, Atlas Mahallesi’ndeki yapılaşmaların artmasıyla genişleyip bir sokak haline gelmiş. Yağışlı havalarda bu yolu kullanan traktörler ve of-road araçlarının açtığı çukurlar ve tahribat nedeniyle geçiş zorlaşabiliyor. Girişten itibaren evler arasından geçen toprak yol daha sonra tarla ve bahçeler arasında ilerleyip İnegazi’ye bağlanıyor.

Tahtalı’ya inen P9 parkuru ile Kadriye’ye çıkan P12 parkurlarının başlangıç noktalarına İnegazi’nin batı çıkışındaki demir köprüyü geçerek ulaşabilirsiniz.

  P7 Atlas-Yaylacık Parkuru   |     8,5Km.   |     %22,4   |     450mt.   |     80mt.

8,5 kilometre uzunluğundaki orman içi parkur, kuruluşları Osmanlı Dönemi’ne uzanan iki tarihî yerleşimi, Atlas ile Yaylacık’ı birbirine bağlar.

Çalı’dan Atlas Mahallesi’ne çıkan asfalt yolun 6. kilometresindeki Atlas-İnegazi kavşağı, parkurun giriş noktası. Faaliyete Atlas Mahallesi’nden başlayacaksanız asfalt yoldan Çalı istikametine doğru 1 kilometre yürümeniz gerekiyor. Nilüfer’in dağlık bölgesindeki mahallelerin yakınlarında yapılan evler ve ağıllar nedeniyle birçok ara yol açılmış, patikalar genişletilmiş, traktör yolları araç geçebilir hale gelmiş. Yaylacık parkuru da bu özellikte bir yol.

Girişten itibaren Pirenbaşı Tepe istikametinde yükselmeye başlayan yol 1,3. kilometredeki ayrımda sola dönüyor. Bu noktada sağa dönen patika, Çalı Mahallesi’ne gidiyor. Ayrımdan 300 metre sonra en yüksek noktaya ulaşan patika, Zambaklı Dere’nin batısındaki Suirkilen Sırtı’na doğru yöneliyor ve buradan sonra sırt hattından ilerliyor. Açık havada Marmara Denizi ve ovayı izleyebileceğiniz bir manzaraya sahip olan parkurun geçtiği bölgede mermer ocakları ve çok sayıda ara patika bulunuyor. Çam ağaçları ve meşeliklerin çevrelediği parkur, Yaylacık’a kadar iki vadi arasındaki sırt hattından ilerliyor. Yaylacık Sırtı’ndan itibaren sağdaki vadi içine inen orman yolu ardından 600 metre yükseliyor ve Yaylacık’a bağlanıyor.

P7 parkurunu, Dağyenice Göleti’nden Atlas’a bağlanan P4 parkuru ile birleştirerek uzatabilirsiniz.

  P8 Atlas-Çalı Parkuru   |     7,5Km.   |     %13,2   |     480mt.   |     140mt.

Atlas Mahallesi’nden Çalı’ya inen iki yoldan biri olan 7.5 kilometrelik parkur, manzaraya hâkim sırt hattından geçen bir patikadan ilerler.

Parkurun giriş noktası, Atlas Mahallesi’nin 1 kilometre altındaki Atlas-İnegazi kavşağı. Kavşağın sağındaki Yaylacık tabelasından başlayan parkurun 1,3 kilometrelik bölümü Yaylacık’a inen P7 parkuru ile aynı patikadan ilerliyor. Meşelikler arasından geçen toprak yol, Suirkilen Sırtı’nı takip ederek Çalı asfaltını sağına alıyor ve yumuşak bir eğimle alçalmaya başlıyor. 2,5 kilometre boyunca ana asfalta paralel olarak güneye yönelen orman içi toprak yol, Karamıktarla Tepe’nin doğu eteğinden geçiyor.

Parkur üzerinde sık bitki örtüsü arasından uzanan çok sayıda ince patika var. Çakırın Tepe’den itibaren sert bir inişle devam eden toprak yol futbol sahasının üstünde 105. Sokak girişinde bitiyor. Çalı parkurunun önemli bölümü traktör yolu ve geniş patika olarak geçiliyor. Dağyenice Göleti’nden başlayan P4 parkurunun sonlandığı Atlas Mahallesi’nde Atlas-Çalı parkurunu birleştirerek 14 kilometrelik zevkli bir faaliyet yapabilirsiniz.

  P9 İnegazi-Tahtalı Parkuru   |     9,5Km.   |     %25,8   |     150mt.   |     360mt.

Karakeçili Yörükleri’nin kurduğu bir yerleşim olan İnegazi ile Tahtalı arasındaki parkurun başına yerleşim içinden geçen Üçpınar yolundan ulaşılıyor. İnegazi meydanında kahve önünden Üçpınar istikametine doğru yürümeye başladığınızda demir köprüyü geçen yol, asfalt üzerinden yükselmeye başlıyor.

Yaklaşık 1 kilometre sonra yolun sağında göreceğiniz patika parkurun girişi. İnegazi’den gelen yolun geçtiği bölge kayalık bir arazi. Aşlama Sırtı’ndan kuzeye dönen toprak yol girişten itibaren bölgenin yoğun bitki örtüsü olan meşelikler arasından ilerliyor. Parkur, sırt hattındaki Kurugöl Tepe’de bulunan mermer ocakları sahasında yaklaşık 750 metre sonra sola dönerek Erin Tepe istikametine doğru devam ediyor. Soldaki vadiden akan Bostanlı Dere, Kayapa Göleti’nin kaynağı. Erin Tepe ve ardından Erintaşı Tepe istikametinde batıya doğru alçalmaya başlayan patika, çam ağaçları ve sık meşelikler arasından geçiyor.

Parkur bazı yerlerde ince patika halinde ilerleyip önce Kayapa Göleti yatağına doğru yöneliyor ve ardından kuzeye doğru 1,5 kilometre gölete paralel iniyor. Kayapa Göleti piknik alanı girişinde sağa dönen toprak araç yolu Tahtalı’ya yöneliyor. Piknik alanından inişte 750 metre sonra sağda göreceğiniz işaretli patikada 1 kilometre ilerlediğinizde Tahtalı Mahallesi’ne varacaksınız.

  P10 Tahtalı-Ürünlü Parkuru   |     4Km.   |     %7   |     100mt.   |     70mt.

Antik Çağ ve Bizans Dönemi kalıntıları, geleneksel kırsal sivil mimari örneklerinin bulunduğu Tahtalı ile diğer bir tarihî yerleşim olan Ürünlü (Kite) arasındaki 4 kilometrelik yol, tarih meraklıları için ideal bir parkur.

Uludağ’ın yamaçlarına kurulmuş çok eski bir köy olan Tahtalı ve çevresinde elde edilen buluntular, bölgede önemli antik yerleşimin varlığının kanıtı. Bazı araştırmacıların varsayımına göre, Tahtalı konumunda Roma Dönemi’nde ferah bir kent olan ve bugün kayıp sayılan Neokaisareia veya Kaisareia Germanike kenti bulunuyordu.

Ürünlü Mahallesi’ne uzanan parkura Tahtalı Mahallesi altından geçen asfaltın başındaki Kiteyol Sokak’tan giriliyor. Ürünlü Mahallesi üzerinden Kapanca Antik Limanı’na uzanan bisiklet rotası da parkur girişinin 50 metre batısından başlıyor. Önce asfalt, sonra toprak yoldan devam eden parkurun bir bölümü tarlalar arasından geçiyor. Toprak traktör yolu 1,2 kilometre sonra Kayapa Deresi’nin aktığı su kanalı yanına çıkıyor ve dereye paralel olarak ilerlemeye başlıyor. Geniş bir yay çizen su kanalının sağından ilerleyen yol, köy evleri arasından geçiyor ve eski adı Kite olan Ürünlü Mahallesi’nde tarihî çınarın bulunduğu meydana bağlanıyor. Kite’yi önemli kılan kale, düz bir ovada kurulması nedeniyle eşine az rastlanır bir yapı. Kalenin günümüze ulaşabilen duvarını parkurun son metrelerinde tarla içinde görebilirsiniz.

  P11 Üçpınar-İnegazi Parkuru   |     5,7Km.   |     %35,3   |     690mt.   |     320mt.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Bulgaristan’ın Razgrad şehrinden gelen göçmenlerin kurduğu Üçpınar, Nilüfer’in nüfusu az ve sessiz mahallelerinden birisi. Şehir merkezine 33 kilometre uzaklıkta dağlık bölgede yer alan yerleşim, 3 ayrı parkurun başlangıç noktası.

Üçpınar’ı İnegazi’ye bağlayan P11 parkuru 5,7 kilometre uzunluğunda. Parkura Üçpınar’ın 200 metre üstünden Deliktaş Mağarası’na giden yoldan giriliyor. Tarlaların arasından geçerek yükselen patika 1,2 kilometre sonra en yüksek nokta olan Sıçancık Tepe’ye ulaşıyor. Bu noktada yol ikiye ayrılıyor. Sola dönen patika Tahtalı’ya inen P13 parkuru. İnegazi parkuru bu noktada sağa dönüyor. Bedistan Dere’ye doğru alçalan parkur yaklaşık 800 metre vadi içinde ilerliyor ve Bedistan Sırtı’nın doğusundan geçerek kuzeye dönüyor. Meşelikler arasından geçen toprak yol Öküzyatağı Sırtı’na doğru bir yay çizip Karakiraz Dere’ye doğru iniyor. Yolun bundan sonrası ormanlık alandan İnegazi-Üçpınar asfaltına doğru alçalıyor.

Parkur, Turuncu Rahvan At Çiftliği’nin yanından geçerek asfalta çıkıyor. Yön levhasının yanından sağa dönüp yürüdüğünüzde 500 metre sonra İnegazi Mahallesi’ne ulaşacaksınız. Kahvelerin bulunduğu meydanda caminin arkasındaki sokaktan ilerleyen 2 kilometrelik P6 parkuru, Atlas Mahallesi’ne bağlanıyor.

  P12 Kadriye-Deliktaş-İnegazi Parkuru   |     8Km.   |     %38   |     310mt.   |     750mt.

Nilüfer’in güney sınırındaki Kadriye Mahallesi rakım itibariyle bölgenin en yüksekte olan yerleşimi. 93 harbi sonrasında Bulgaristan’ın İslimiye (Sliven) şehrinden gelen göçmenlerce kurulan yerleşim, yerli halk arasında yakınlarda bulunan tarihî kalıntılar nedeniyle Karaören olarak da biliniyor.

Atlas Mahallesi üzerinden asfalt yol ile ulaşılabilen Kadriye, şehir merkezine 29 kilometre uzaklıkta ve Orhaneli sınırına 1 kilometre mesafede. Misi ile Gölyazı arasında uzanan Trans Mysia parkuru dışında doğa yürüyüşü parkurları ve bisiklet rotaları da Kadriye’den geçiyor. Kadriye’yi Deliktaş Mağarası yoluyla İnegazi Mahallesi’ne bağlayan 8 kilometrelik parkura köy meydanının 150 metre üstündeki sokak başından giriliyor. Trans Mysia 3 etabı da giriş noktasından itibaren yaklaşık 500 metre aynı patika üzerinden ilerliyor. İlk ayrımda sağa yönelen toprak yol İncirli Burun Sırtı’ndan geçiyor. Sırt hattının solundaki vadi içinden Deliktaş Mağarası önünden geçen Yaylacık Dere’yi besleyen Tütünlük Dere akıyor. 750 metre rakımdan başlayan ve yoğun ormanlık alandan geçen parkur 2,5 kilometre boyunca sırt hattından ilerleyip devasa giriş ağzı bulunan Deliktaş Mağarası önündeki piknik alanına iniyor.

Piknik alanı girişinden sola, Üçpınar’a giden asfaltı takip ettiğinizde 500 metre sonra göreceğiniz yön levhasından sağa dönerek parkurun ikinci bölümüne girin. 3,7 kilometre sonra Üçpınar’dan gelen P11 parkuruyla birleşen patika, Yaylacık Dere’den sonra Bediristan Sırtı’na doğru inmeye devam ediyor. Karakiraz Dere’yi geçtikten sonra at çiftliğinin yanından sağa dönen patika, asfalta çıkıp 500 metre sonra İnegazi Meydanı’nda bitiyor.

  P13 Üçpınar-Tahtalı Parkuru   |     12,5Km.   |     %23   |     690mt.   |     370mt.

Çam ve meşe ormanlarıyla kaplı bir vadinin doğu yamacına yaslanmış olan Üçpınar Mahallesi’nin bulunduğu geniş alan geçmişte çevre köylerde yaşayanlar tarafından yaylak olarak kullanılmış ve Yörük Yaylağı adıyla da biliniyor. İnegazi veya Atlas mahalleleri yoluyla ulaşılabilen Üçpınar’da parkurun başlangıcı Deliktaş Mağarası önünden gelen asfalt yolun üstünde.

Üçpınar’ın 200 metre üstünde asfalttan ayrılıp yön levhasından kuzeye dönen parkurun ilk bölümü tarlalar arasından geçiyor. Parkurun en yüksek noktası olan 740 metre rakımdaki Sıçancık Tepe’nin batı yamacında yol ikiye ayrılıyor. Tahtalı parkuru için, soldan ilerleyen patikadan yürümeye devam edin. Sıçancık Sırtı’nın doğusundaki sırt hattında, sık meşelikler arasından devam eden belirgin patika, Üçpınar üstündeki giriş noktasından 3,5 kilometre sonra çiftlik yanından asfalta iniyor. Asfalttan yürümeye devam edip yaklaşık 400 metre sonra göreceğiniz yön levhalarından sola dönüp yolunuza devam edin. 1,4 kilometre sonra İnegazi’den gelen P9 parkuru ile birleşen P13 parkuru bu noktadan itibaren aynı hat üzerinden ilerliyor.

Kurugöl Tepe’deki mermer ocakları sahasında sola dönerek Erin Tepe istikametinde devam eden parkur, Kayapa Göleti’nin doğusundaki patikadan geçip Tahtalı’ya bağlanıyor.

  P14 Üçpınar-Güngören Parkuru   |     5,4Km.   |     %32   |     490mt.   |     720mt.

Üçpınar ile Güngören arasındaki parkur geçmiş yıllarda yöre insanının dağdan kestikleri odunları, ürettikleri mangal kömürlerini veya yaylaya çıkardıkları sürülerini indirmek için kullandıkları çok sayıdaki patikalardan biri. Günümüzde nadir kullanılan orman içi patika 5,4 kilometre uzunluğunda.

Doğu-batı istikametinde uzanan ve 2,6 kilometrelik tek çıkışı bulunan orman içi patika bu nedenle yorucu. Üçpınar’da cami altından itibaren yürümeye başlayın ve çeşmeyi geçtikten 500 metre sonra sağa dönün ve parkura girin. Çam ve meşelikler arasından kuzeye dönerek ilerlemeye başlayan patika Değirmentaşı Sırtı altındaki ormanlık alanı yan geçip önce Elmacık Dere yatağına doğru alçalıyor. Elmacık Dere sonrasında batıya dönüp vadi içindeki Yaniçli Dere’ye paralel olarak ilerleyen patika yaklaşık 300 metre sonra sağa dönüp Devecikbeli Tepe istikametinde zikzak çizerek yükseliyor.

Devecikbeli Tepe’nin güneyinden geçip ardından batıya, 720 metre rakımdaki Beşoluk Tepe’ye yönelen patika, dere yatağından itibaren 2 kilometrelik çıkış sonrasında ormanlık alandan çıkıp mermer ocağı sahasından geçiyor. Parkur bundan sonrasında ekili alanlar arasından ilerleyen 1,5 kilometrelik toprak araç yolunun sonu Güngören Mahallesi.

  P15 Güngören-Kayapa Parkuru   |     11Km.   |     %12   |     700mt.   |     135mt.

Trans Mysia etaplarının geçiş noktasındaki Güngören Mahallesi, çevrede açılmış çok sayıdaki mermer ocağı nedeniyle doğası büyük zarar gören bir yerleşim. 1,5 kilometre güney doğusundaki gölet kıyısında çadır kurup kamp yapabileceğiniz Güngören kalabalık nüfusu ile canlı bir mahalle.

İki bölümden oluşan P15 parkuru köy mezarlığının yanından başlıyor. Kuruçeşme’ye inen asfalt ara yol tarlalar arasında 1 kilometre ilerledikten sonra Kayrak Tepe ve Bağlık Tepe’nin altından geçiyor. Kuruçeşme Mahallesi’ne doğru hafif bir eğimle alçalan yol çam ve meşe ağaçlarının hâkim olduğu ormanlık bir alandan itibaren 3 kilometre sonra bir yörük yerleşimi olan Kuruçeşme Mahallesi’ne bağlanıyor.

Parkurun ikinci bölümü için önünüzde iki seçenek var. Köy üstünde Güngören’den inen asfalt yol üstündeki yön levhasından doğuya doğru yürümek veya Kuruçeşme altındaki çocuk oyun alanı altından geçen bisiklet yolundan doğuya ilerlemek. Her iki yol da 1,2 kilometre sonra birleşiyor. Toprak yol üstündeki yön levhasından kuzeye dönen patika, Çaltarla Sırtı’ndan vadi içindeki Bostanlı Dere’ye paralel olarak alçalıyor. Kuruçeşme altındaki yön levhasından itibaren Kayapa’ya kadar olan 6,4 kilometre uzunluğundaki parkur, Kayapa Göleti’nin solundaki sırt hattından ilerliyor. Parkur, düze indikten sonra Güngörmez Dere’yi geçiyor ve batıya dönüp Kayapa merkezinde bitiyor.

  P16 Maksempınar-Hasanağa Parkuru   |     6Km.   |     %15,3   |     480mt.   |     110mt.

Trans Mysia etabı ile bisiklet yolu ve doğa yürüyüşü parkurlarının buluştuğu Maksempınar, dağlık bölgede geniş bir araziye kurulmuş düzenli ve yeşili bol yerleşimlerden biri. Nilüfer’in güneyindeki bir çok yerleşim gibi burası da Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin kurduğu yerleşimlerden.

Maksempınar meydanında soluklandıktan sonra Mezarlık Caddesi’nden geçip Bursa Caddesi’ne bağlanan asfalta doğru 300 metre yürümeniz gerekiyor. Ana yola çıktıktan sonra sağa dönün ve solda, sokak başında göreceğiniz yön levhasından parkura girin. 480 metre rakımdan başlayan ve 115 metreye kadar inen toprak yol üzerinde bahçe yolları, kesişen patikalar ve orman müdahale yolları var. Evler ve meyve ağaçlarının çevrelediği sokak Kocakıvırcık Tepe’nin sağından bir yay çizerek önce doğuya ardından kuzeye doğru dönüyor. Hasanağa’ya yürüyeceğiniz parkur Bursa ovası ve uzakta Marmara Denizi’ne manzarası hâkim bir bölgede.

Parkurun 2,5 kilometrelik ilk bölümü iki tepe arasından iniş. Önünüze çıkan yol ayrımı bir süre sonra birleşiyor. Çiftlik evinin üstünde, sola dönüp meşelikler arasından ilerleyen patikayı kullanın. Yeşillikler arasında ilerleyen parkur açık alanlardan geçtikten sonra Devedüzü Tepe ve sonrasında Çırayolu Sırtı altından geçip yaklaşık 1 kilometre boyunca ormanlık alandan ilerliyor. Orman içi patikanın sonu Hasanağa Göleti’ni besleyen Oğlak Dere. Parkurun devamı Oğlak Dere’ye paralel olarak devam eden düz ve yemyeşil bir araziden geçiyor ve 1,5 kilometre sonra Hasanağa Göleti yanındaki bentbaşı üzerinden Hasanağa’ya bağlanıyor.

  P17 Maksempınar-Korubaşı Parkuru   |     3,7Km.   |     %13,6   |     535mt.   |     470mt.

Nilüfer’in dağ yerleşimlerinden biri olan Korubaşı Mahallesi Bursa’ya 29 kilometre uzaklıkta. 1960 yılına kadar adı Balyaz olan Korubaşı, 1880’li yıllarda Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa zamanında iskan edilen Karakeçili yörüklerinden 5 ailenin kurduğu eski bir yerleşim.

Ekonomisi orman ürünleri ticareti ve hayvancılığa dayalı olan Korubaşı geleneksel köy dokusunun korunabildiği nadir yerleşimlerden biri. Terkedilmiş görüntüsü veren Korubaşı’na ulaşan 3,7 kilometre uzunluğundaki kısa parkur Maksempınar Mahallesi’nden başlıyor.

Kahvelerin bulunduğu meydandan başlayan yoldan köy mezarlığına doğru 400 metre yürüyüp Mustafakemalpaşa bağlantısını sağlayan Bursa Caddesi’ne çıkın. Kocaoğlak Deresi piknik alanı girişinde göreceğiniz yön levhalerınden sola dönüp ana asfalt üzerinde 300 metre daha yürüyün. Yolun solunda göreceğiniz yön levhası parkurun başlangıç noktası. Ağaçların bir koridor şeklinde sarmaladığı dar patika bir süre sonra tarım arazilerinin arasından Mazı Tepe’ye doğru ilerlemeye başlıyor. Cıvarda keçi sürülerini otlatan kadın çobanları görebileceğiniz yeşili bol ve yer yer taşlık bölgede çok sayıda patika bulunuyor. Kocaçalı Tepe ve ardından Gayrak Tepe’nin altından geçen parkur asfalt yola iniyor. Bu noktadan itibaren sağdaki yola girip 300 metre yürüdüğünüzde kırsal yaşamı görüntüleyebileceğiniz Korubaşı Mahallesi’ne ulaşacaksınız.

  P18 Unçukuru-Fadıllı Parkuru   |     6,3Km.   |     %32,4   |     510mt.   |     15mt.

Nilüfer’in batı sınırında Uluabat Gölü’nü geniş bir açıyla kuşbakışı gören Unçukuru Mahallesi, Mustafakemalpaşa ilçesi sınırına yakın bir yerleşim. Şehir merkezine 36 kilometre uzaklıkta temiz havası ve yemyeşil doğası ile ünlü Unçukuru, 93 harbi sonrasında Bulgaristan’dan gelen göçmenlerce kurulmuş.

Doğa yürüyüşü parkurlarının dışında iki bisiklet rotasının da geçtiği Unçukuru’ndan Fadıllı’ya inen parkura girmek için kahvelerin bulunduğu meydandaki yön levhalarından itibaren sokak içinden 200 metre yürüyün. Ayva parkuru girişini geçtikten 50 metre sonra Fadıllı ve Yamaç Paraşütü Pisti yön levhalarının yanından sağa dönün ve parkura girin.

500 metre rakımdan başlayan parkurun ilk metreleri evlerin arasından geçtikten sonra çam ağaçları ve meşeliklerin çevrelediği geniş bir vadi içine doğru alçalıyor. Çeşmedüzü Sırtı’nı kuzeye doğru yatay geçip Bakacak Sırtı altındaki geniş vadiye doğru alçalmaya devam eden orman içi patika 2,5 kilometre sonra 220 metre rakıma iniyor. Parkur vadi içinden akan Arpa Dere’yi geçiyor ve 600 metrelik bir çıkıştan sonra Bakacak Sırtı’nda yamaç paraşütü kalkış pistine bağlanıyor.

P18 parkurunun bundan sonraki bölümü paraşüt pistine çıkan 2,7 kilometre uzunluğundaki toprak yoldan geçiyor ve bahçeler arasından ilerleyip Fadıllı meydanına çıkıyor.

  P19 Unçukuru-Ayva-Fadıllı Parkuru   |     7Km.   |     %15,8   |     250mt.   |     15mt.

Unçukuru başlangıçlı iki parkurdan biri olan Ayva-Fadıllı parkuru yaklaşık 7 kilometre uzunluğunda ve asfalt yoldan başlayıp toprak yoldan devam eden bir parkur.

Parkurun girişine Unçukuru’nda kahvelerin bulunduğu meydanda yön levhalarının bulunduğu sokaktan giriliyor. Aynı noktadan başlayan P18 parkuru doğrudan Fadıllı’ya inerken, bu parkur Ayva Mahallesi’ne uğruyor. Evlerin bulunduğu sokakta solda göreceğiniz yön levhasından itibaren alçalmaya başlayan yol 1,3 kilometre boyunca yeni yapılmış evler ve bahçeler arasından geçiyor. Uluabat Gölü ve adaların doyumsuz manzarası eşliğinde ilerleyen toprak araç yolu, Suçıkan Dere’den sonra Adaçalı Tepe’nin sağından 2,8 kilometre sonra Ayva Mahallesi’ne ulaşıyor. Ayva Mahallesi’nde çınar altındaki kahvede soluklandıktan sonra dilerseniz Türkiye’nin en uzun 6. mağarası Ayvaini’nin çıkış ağzını görebilirsiniz.

Parkurun ikinci bölümü, meydandaki kahvenin altından başlıyor. Asfalt yol yapılmadan önce yöre insanının Akçalar’a gidip geldiği patika, ormanlık alanla çevrili derin bir vadi yatağından ilerliyor, Kirazgediği Tepe’nin doğusundan geçip Arıkaya Sırtı’nın altındaki vadiye doğru alçalıyor. 253 metre rakımdan başlayıp göl seviyesine doğru 4 kilometre boyunca inen eski patika Arıkaya Sırtı altından akan Yeşil Dere’de sağa doğru kavis çizip ardından sola dönüyor ve toprak yola bağlanıyor. Parkur bu noktadan sonra 1,5 kilometre boyunca zeytin ve incir ağaçlarının çevrelediği toprak yoldan ilerleyerek Fadıllı Mahallesi meydanına varıyor.

  P20 Fadıllı-Uluabat-Akçalar Parkuru   |     80Km.   |     %9   |     60mt.   |     5mt.

Antik Dönem’den kalma yollar ve patikalar üzerinden geçerek Uluabat Gölü kıyılarını çepeçevre dolaşan 80 kilometre uzunluğundaki parkur, teknik deneyim gerektirmeyen, uzun yürüyüş tecrübesine sahip herkesin yürüyebileceği bir etkinlik kategorisinde. Tamamı göl seviyesinde ilerleyen ve her karakterde yolu barındıran P20 parkuru, Uluabat Gölü’nün güneyinden geçerek Mustafakemalpaşa’ya uzanan tarihî Kirmasti yolunun 22 kilometrelik bir bölümünü kullanıyor.

Misi başlangıçlı Trans Mysia etapları ile birleştirildiğinde Uluabat’a kadar 90, parkur sonu Akçalar’a kadar 125 kilometre uzunluğa erişen parkur, bu şekliyle doğal, tarihî ve kültürel zenginliklerle dolu sessiz bir coğrafyada manzaraya doyacağınız bir maceraya dönüşebilir.

Nilüfer, Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinden geçen ve en az 4 günlük kamplı bir faaliyet ile yürünebilecek uzunluktaki parkurun başlangıç noktası, Akçalar’ın batısındaki Fadıllı Mahallesi.

Yürüyüşe, meydandaki Ayva-Onaç-Dorak-Uluabat yön levhalarının gösterdiği sokaktan başlayın. Mustafakemalpaşa istikametinde ilerleyen yol trafik açısından çok rahat.

Ayva Mahallesi sapağını geçtikten 1 kilometre sonraki virajda (40.141083K-28.689919D) göreceğiniz tabeladan sağa dönüp, gölü sağınıza alarak, zeytinlikler arasından geçen kestirme patikadan yürümeye devam edin. Yenibağlar mevkiinden geçen traktör yolu, bir yay çizerek 1,8 kilometre sonra yeniden asfalta çıkıyor (40.133105K-28.674813D). Yaklaşık 700 metre daha asfalt üzerinden ilerledikten sonra Mustafakemalpaşa ilçesi sınırında, sağda göreceğiniz orman tabelasından (40.127308K-28.666333D) göle inen patikaya girin. Parkurun bundan sonrası tamamen göl seviyesinde, zeytin ağaçları ve defnelerin bir koridora dönüştürdüğü belirgin toprak yoldan geçer. Asfalttan çıkıp parkura girdiğiniz noktadan 1,5 kilometre sonra soldaki toprak araç yolu (40.10533K-28.57950D) eski bir Rum köyü olan Akçapınar’ı sahile bağlayan Han Yolu’dur. Buraya gelirken çalılıkların kısmen örttüğü eski bir yapı kalıntısı ve ilerisinde şu an kazıkları duran bir iskele kalıntısı göreceksiniz. Bu mevkii, geçmiş yıllarda Uluabat Gölü’nün güneyinden kesilen ağaçların dağdan taşınıp büyük teknelere yüklendiği ve gölün Marmara Denizi ile bağlantısını sağlayan Kocadere yoluyla İstanbul’a nakledildiği bir yer. Yapı kalıntısı da ağaçları taşıyan yöre insanının konaklaması amacıyla inşa edilmiş eski bir hana ait.

Han Yolu girişinden sonra sahil boyunca ilerleyen 3 kilometrelik bölüm Fırla Tepe eteğinde, sazlıklar ve yoğun bitki örtüsü arasından, neredeyse göl içinden geçiyor. Bu bölge mevsimine göre su seviyesinin yüksek olduğu dönemlerde parkur dışına çıkmanıza, yolu üst kotlardan yürümenize neden olabilir. Bu durumda zeytinlikler içinden yürüyüp tekrar parkura girebilirsiniz.

Nisan ve Kasım ayları arasında bu parkurda kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz. Zeytin ağaçlarını budayan, tarlasını süren, zeytin, kara incir, böğürtlen toplayan, defne yaprağı kesen ya da balığa çıkmak için sandallarını hazırlayan misafirperver yöre insanı ile karşılaşıp ayak üstü de olsa sohbet edebileceksiniz. Bu bölge kuş gözlemi açısından da ideal.

Onaç Mahallesi’nin 1,5 kilometre kuzeyinden, sahile yakın ilerleyen toprak yol, İskelebaşı mevkii’nden sonra Kocahayır Dere’yi geçiyor. Solda, Dorak Mahallesi’nden inen bağlantı yolundan (40.106237K- 28.577709D) 1 kilometre sonra Uluabat Gölü kıyısındaki motopomp istasyonuna ulaşacaksınız. Burası verimli Mustafakemalpaşa ovasının girişi de sayılabilir. Bu bölgede bahar aylarından itibaren göl suyunun çekildiği sulak ve çamurlu alanlarda serinleyen yüzlerce manda göreceksiniz.

İstasyon alanında soldan batıya doğru devam eden bozuk stabilize yol 3,5 kilometre sonra Karaoğlan Mahallesi’ne iniyor. Mola verip ihtiyaç giderecekseniz veya yerleşim yanında çadır kuracaksanız bu alternatif yolu kullanabilirsiniz. Soldaki yol aynı zamanda Akçalar’dan başlayıp Dorak üzerinden sahil yoluyla Uluabat’a uzanan B14 bisiklet rotasının geçtiği güzergâhtır.

P20 parkuruna sağdan, göl taşkınlarını önlemek için yapılan sedde üstünden geçen toprak araç yolundan devam edin. Motopomp istasyonunun bulunduğu noktadan kuzeye doğru giden yolu 2,5 kilometre sonra Mustafakemalpaşa Çayı kesiyor. Yöre halkı kurak yaz aylarında karşıya geçmek için suyun üstünde kalan, “Taş Ada” (40.123136K- 28.530676D) dedikleri eski bir köprü kalıntısını kullanıyorlar. Bu noktadan karşıya geçildiğinde parkur yaklaşık 15 kilometre kısalıyor. Yol üstünde karşılaştığınız yöre insanının “yolu uzatma Taş Ada’dan geç” sözünü dinleyip risk almayın ve parkura normal yoldan devam edin.

Motopomp istasyonundan kuzeye yürüyüp 800 metre sonra sola dönün. Sulama kanalına paralel giden ve sıcak havalarda aşırı tozlu olan yol, 3 kilometre sonra Karaoğlan Mahallesi altındaki bağlantı yoluna (40.101937K-28.528701D) ulaşıyor. Bu kavşaktan sola dönüp 400 metre yürüyerek Karaoğlan Mahallesi’ne uğrayabilirsiniz.

Parkurun başlangıç noktası olan Fadıllı ile Karaoğlan arası yaklaşık 20 kilometre ve yolda içinden geçeceğiniz herhangi bir yerleşim yok bu nedenle özellikle su ihtiyacınızı gidermeden yürüyüşe başlamayın.
Faaliyetinizi sonlandırmayıp Uluabat’a yürüyecekseniz, burada veya yakınlarda konaklamanız gerekecek. Çadırınız yoksa muhtarla görüşüp geceyi misafirhanede de geçirebilirsiniz.
Uluabat’a kadar önünüzde 22 kilometrelik bir yol var.

Karaoğlan’dan 4,5 kilometre sonra Ayaz Mahallesi’ni dıştan geçip yön levhasından sağa dönerseniz, Mysia Yolları parkurları üzerinde Mustafakemalpaşa Çayı’nı aşacağınız iki köprüden biri olan Ayaz Köprüsü’ne (40.100295K- 28.478897D) varacaksınız. Köprüyü geçin ve yön levhasından tekrar sağa dönerek Uluabat Gölü’ne akan Mustafakemalpaşa Çayı’nı sağınıza alıp 7 kilometre yürüyün. Parkurun bundan sonraki bölümü meralar ve tarım arazileri arasından geçiyor. Ova yerleşimlerinde yaşayanlar arazinin düz olmasının verdiği rahatlıkla genelde bisiklet veya motosiklet kullanıyorlar. Yine bu yollarda at arabası, traktör römorkları veya kamyonetleriyle ürün taşıyanlarla karşılaşacak, mevsimlik işçilerin kaldığı çadırları ve çevresinde oynayan çocukları göreceksiniz.

Gölün batısını güney-kuzey istikametinde kesen sedde üzerine çıktığınızda (40.125745K-28.530879D) önünüzde 13 kilometre uzunluğunda toprak bir yol var. Birbirine paralel ilerleyen ve aralarında kod farkı bulunan iki yoldan sağdaki, göle yakınlığı nedeniyle manzaraya daha hâkim konumda.

Ekili alanlar ve meralar arasından geçen 13 kilometrelik bu yolda Uluabat Gölü’nün doyumsuz manzarasını ve göçmen kuşları izleyebilir, fotoğralayabilirsiniz. 5 kilometre sonra solda göreceğiniz Kumkadı ve Ormankadı mahallelerine dönen kavşağı (40.167003K- 28.495439D) geçtikten 500 metre sonra sağdaki Seyir Kulesi’nden Uluabat Gölü ve Mustafakemalpaşa ovasını izleyebilirsiniz. Parkurun bundan sonraki bölümü 6,5 kilometre sonra Uluabat’a bağlanıyor. Uluabat’a girerken sağda, çay üzerinde antik köprü kalıntılarını (40.204050K-28.441450D) göreceksiniz. Faaliyetinizi burada bitirmek isterseniz yarım saatte bir geçen Belediye otobüsleriyle Mustafakemalpaşa otogarına ulaşabilirsiniz.

Uluabat-Akçalar arasındaki parkurun geçtiği güzergâh Roma Dönemi ve sonrasında Bursa’yı Uluabat (Lopadion), Karacabey (Mihaliç) ve Mustafakemalpaşa’ya (Kirmasti) bağlayan antik yol.

Parkura girmek için tek seçeneğiniz Karacabey-Bursa karayolunun üzerinden geçtiği Uluabat Köprüsü’nü yürümek. Akçalar’dan gelen bisiklet rotası da aynı yolu kullanıyor. Köprüyü geçtikten 500 metre sonra sağdaki patikaya girin ve gölü sağınıza alarak yürümeye devam edin. Uluabat’ın sahile yakın bölümü sıcak ve kurak yaz ayları dışında göl sularının yükselmesiyle sular altında kalıyor ve işaretler görünmez oluyor. Sular çekildikten sonra da tarlalar arasında çok sayıda ince patika beliriyor. Bu nedenle köprüden Gölkıyı yoluna kadar belirgin bir parkur yok. Tek yapmanız gereken karayolunu solunuza gölü sağınıza alıp Gölkıyı bağlantı yoluna kadar 3 kilometrelik bölümü dikkatlice yürümek.

Gölkıyı Mahallesi’ne uzanan asfalt yol oldukça bozuk ve bakımsız. Sadece tarlalara ulaşım için kullanılıyor. Yol üstünde, sağda göreceğiniz büyük taş yapı Karesi Subaşı’sı Celaleddin Eyne Bey tarafından 1395 yılında yaptırılan Issız Han. Restorasyon sonrasında Butik Otel olarak işletilen tarihî kervansaray’da mola verip soluklanabilirsiniz. Issız Han ile Gölkıyı arası 2 kilometre. Gölkıyı ile Eskikarağaç kavşağına kadar olan 10 kilometrelik belirgin yol yine ekili alanlar arasından ilerliyor. Leylek Köyü Eskikaraağaç’a bağlanan yol ayrımını (40.209767K-28.613549D) geçtikten sonra bisiklet ve yürüyüş parkurlarının ayrıldığı noktaya (40.209722K-28.616635D) geleceksiniz. Bisiklet rotası (7 Km.) düz giderken yürüyüş yolu (8 Km.) sağa dönüp göl kıyısına doğru ilerliyor. Dilerseniz her ki parkuru da kullanabilirsiniz. Her iki parkur da Gölyazı’ya inen asfalta çıkıyor. Asfalta çıktığınız noktada sola dönün ve sağda göreceğiniz Akçalar tabelasından itibaren yürümeye başlayın. Bu bölge yörede Kral Yolu olarak biliniyor. Parkurun bundan sonraki bölümü bisiklet rotası ile birlikte su kanalına paralel olarak ilerliyor. Çatalağıl karşısındaki (40.212286K-28.709317D) menfezi geçtikten sonra Aktümsek mevkii’nde parkurlar tekrar ayrılıyor. Yön levhasından sağa dönüp belirgin patikadan Karacaoba Çayırı’na kadar yolunuza devam edin. Hisar Tepe’nin altından ilerleyen toprak yol Deliler Yurdu mevkii’nden geçerek Akçalar’a bağlanıyor.

  P21 Görükle-Kapanca Parkuru   |     30Km.   |     %21,3   |     350mt.   |     27mt.

Görükle’den başlayarak Kapanca bölgesindeki antik limana uzanan 30 kilometre uzunluğundaki parkurun bir bölümü tarihî kervan yolu güzergâhından ilerliyor. Parkur Tahtalı’dan başlayıp Görükle üzerinden Kapanca’ya uzanan B8 bisiklet rotası ile birkaç yerde kesişiyor. Kapanca’ya kadar tarlalar, meralar ve zeytinlikler arasından ilerleyen parkur trafik açısından da oldukça rahat.

Yürüyüşe Görükle merkezinde Mübadele Evi önünden başlayıp İrfaniye istikametinde Bey Çeşme Caddesi boyunca ilerleyin. İrfaniye dışından kuzeye ilerleyen parkur sola doğru bir yay çizerek 2 kilometre aonra asfalta çıkıyor. 300 metre asfalttan yürüyüp Çiftçiler Çeşme mevkiinde sağa dönüp normal yola girin. Başlangıç noktasından 4 kilometre sonra otoyol üstündeki köprüyü (40.255876°K-28.817349°D) ardından da (40.264933°K-28.807766°D) Nilüfer Çayı’nın üstündeki köprüyü geçip yürümeye devam edin. Parkurun ilk durağı Balabancık Mahallesi 6 kilometre uzaklıkta.

Yolun bundan sonraki bölümü Balabancık dışında Yenibağlık ve Çamalan mevkilerinden geçip Davulga tepe altından ilerleyerek eski bir Rum yerleşimi olan Dereköy’e varıyor. Dereköy meydanındaki köprü başında göreceğiniz yön levhalarından sola dönüp tarihî evler arasından yürüyün. Yol Kanlıkavak Tepe istikametinde zeytin ağaçları arasından devam ediyor. 3 kilometre sonraki durağınız Osmanlının kuruluş yıllarından kalma Mirzaoba. Meydandaki şehitliğin solundan geçen asfaltta 1 kilometre yürüdükten sonra yön levhasından sola dönerek inen yol 1,5 kilometre sonra yine bir Osmanlı köyü olan Kaymakoba’ya çıkıyor. Mezarlık yanındaki yön levhasından itibaren Karadere istikametinde yürümeye devam edin. Kaymakoba çıkışından itibaren solundan geçtiğiniz vadi ünlü Barabeli Geçidi. Bursa’dan Kapanca Antik Limanı’na yöresel ürünler ve yük taşıyan kervanların kullandığı geçide Osmanlı Dönemi’nde büyük önem verilmiş. Özellikle Bursa’nın fethi öncesinde Kapanca limanı yoluyla gelebilecek Bizans yardımlarının önünü kesebilmek amacıyla bu bölgeye Derbentçi olarak yerleştirilen Karakeçili yörükleri sonradan Mirzaoba ve Kaymakoba köylerini kurmuşlar.

Kaymakoba çıkışında Barabeli Geçidi’nin solundan, Dağtarla ve Çatal Tepe arasındaki vadi yoluna yükselen yol 350 metre sonra en yüksek noktaya ulaşıyor ve ardından inişe geçiyor. Önde Marmara Denizi ardında Armutlu ve İstanbul manzarası eşliğinde zeytinlikler arasından ilerleyen patika Kaymakoba’dan 6,5 kilometre sonra düze inip Tirilye-Eşkel asfaltına (40.368893°K-28.742381°D) bağlanıyor. Bu noktada sola dönüp 200 metre yürüyün ve ardından sağa dönüp toprak yola girin. Yön levhaları ve işaretleri takip ettiğinizde 2,5 kilometre sonra tepede gördüğünüz tarihî yeldeğirmeni altına varacaksınız. Yön levhasında sola dönün ve yine zeytinlikler arasından yürüyün. Toprak yol yaklaşık 500 metre sonra sağa dönüp Kapanca Antik Limanı’nın bulunduğu koya iniyor.

destekleyici kaynaklar
Nilüfer Belediyesi Mysia Yolları
mysiayollari.com


Tarih 2020-07-08 22:00:16

Önceki Yazısı Bunu Biliyormusunuz - Squat Sonraki Yazısı Mysia Bisiklet Rotaları
mysiayürüyüş rotalarıyürüyüş parkurlarıbursanilüfer
Yorumlar
Yorum Yok